Modern yerel yönetim anlayışında çevre yönetimi ve sürdürülebilirlik ilkeleri, mahalli idarelerin sunduğu kamusal hizmetlerin odağında yer almaktadır. Belediyelerin temel görev alanlarından biri olan atık hizmetleri; kentsel yaşam kalitesinin artırılması, halk sağlığının korunması ve ekolojik dengenin gözetilmesi açısından stratejik bir öneme sahiptir. Bununla birlikte, kentsel katı atıkların toplanması, taşınması, geri kazanımı ve nihai bertarafı, yerel yönetim bütçeleri üzerinde önemli bir mali yük oluşturmaktadır. Bu maliyet baskısının dengelenmesi ve hizmetlerin sürdürülebilir bir yapıda yürütülmesi amacıyla mevzuatımızda evsel katı atık ücreti mekanizması tesis edilmiştir. Söz konusu ücret mekanizması, hem belediye gelirleri içinde öz kaynak niteliği taşımakta hem de çevre hukukunun evrensel ilkelerinin hayata geçirilmesinde kritik bir rol oynamaktadır.
Evsel katı atık yönetiminin mali boyutunu şekillendiren temel normatif düzenleme, 2872 sayılı Çevre Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanunu hükümleridir. 2872 sayılı Kanun’un temel prensiplerinden biri olan "kirleten öder" ilkesi, atık üretiminin kaynağında azaltılmasını ve oluşan atıkların çevreye verdiği zararların bertarafına ilişkin giderlerin kirletenler tarafından karşılanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamda, Atıksu Altyapı ve Evsel Katı Atık Bertaraf Tesisleri Tarifelerinin Belirlenmesinde Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik, hizmet maliyetlerinin kullanıcılara adil bir şekilde yansıtılmasının metodolojisini belirlemiştir.
Bu sistemin kalbini tam maliyet esaslı tarife yaklaşımı oluşturmaktadır. Tam maliyet ilkesi, bir belediyenin veya bağlı idaresinin katı atık yönetim faaliyetleri kapsamında üstlendiği tüm operasyonel, idari ve yatırım giderlerinin, verilen hizmetten yararlanan abonelerden tahsil edilecek ücretlerle eksiksiz biçimde karşılanmasını öngörür. Mevzuata göre idareler, katı atık yönetiminin net maliyetini genel bütçeden finanse etmek yerine, hizmetten faydalanan tüm gerçek ve tüzel kişilere oluşturulacak tarifeler vasıtasıyla paylaştırmakla yükümlüdür.
Uygulamada sıklıkla kavram kargaşasına yol açan hususlardan biri, çevre temizlik vergisi (ÇTV) ile evsel katı atık ücreti arasındaki mahiyet farkıdır. Bu iki enstrüman, hem yasal dayanakları hem de amaçları bakımından birbirinden kesin çizgilerle ayrılmaktadır:
Bu ayrım uyarınca, belediyelerin genel temizlik faaliyetlerine ilişkin giderleri evsel katı atık tarifesine dahil etmesi mevzuata aykırıdır. Katı atık maliyet havuzu oluşturulurken, genel kamusal temizlik hizmetleri hesaplamalardan ayrıştırılmalıdır.
Sağlıklı bir belediye katı atık tarifesi oluşturmanın ilk aşaması, ilgili hizmet dönemine ait katı atık maliyeti kalemlerinin eksiksiz ve doğru biçimde tespit edilmesidir. Tam maliyet hesabı yapılırken idarenin katlanmak zorunda olduğu doğrudan ve dolaylı giderler titizlikle gruplandırılır.
Evsel katı atık hizmetlerinin maliyet havuzunu oluşturan temel kalemler şunlardır:
Toplam hizmet maliyeti hesaplandıktan sonra, bu tutardan hizmet karşılığı elde edilen yan gelirler düşülerek net sistem maliyetine ulaşılır. Geri kazanılabilir ambalaj atıklarının satışından elde edilen gelirler, depolama sahalarından üretilen elektrik enerjisi gelirleri ve tahsil edilen çevre temizlik vergisi tutarları toplam maliyetten mahsup edilir. Mahsup işlemi neticesinde elde kalan tutar, hizmet kullanıcılarına yansıtılacak nihai maliyeti oluşturur.
Maliyet kalemlerinin tespit edilip netleştirilmesinin ardından, sürecin teknik ve hukuki belgesi olan tarife raporu hazırlanır. Bu rapor, maliyetlerin hangi parametrelerle kullanıcılara dağıtıldığını gösteren şeffaf, denetlenebilir ve bilimsel bir dokümandır.
Net sistem maliyetinin abonelere adil bir şekilde dağıtılması için belirli ölçütler kullanılır. Bu ölçütlerin belirlenmesinde "kirleten öder" ilkesinin gereği olarak üretilen atık miktarı ve karakteristiği dikkate alınır:
Hazırlanan tarife raporu, nihai olarak belediye meclisinin onayına sunulur. 5393 sayılı Kanun gereğince, tarife meclis kararıyla kabul edildikten sonra yürürlüğe girer ve tahakkuk-tahsilat aşamasına geçilir.
Evsel katı atık tarifelerinin uygulanmasında yerel yönetimlerin karşılaştığı en önemli sorun tahsilat kanallarının etkinliğidir. Su tüketimi üzerinden su faturalarıyla birlikte tahsil edilmesi yöntemi pratik bir çözüm gibi görünse de, su ve kanalizasyon idareleri ile ilçe belediyeleri arasındaki görev ve yetki sınırları mevzuatta ihtilaflara yol açabilmektedir. Su idarelerinin bu ücreti tahsil etmesi durumunda, toplanan meblağın ilgili ilçe belediyesine aktarılması gerekmektedir.
Konunun idari yargı ve Sayıştay denetimi boyutu da son derece belirleyicidir. Sayıştay denetimlerinde, evsel katı atık hizmetlerinin tam maliyet esaslı olarak ücretlendirilmemesi ve oluşan maliyet açıklarının belediyelerin genel gelirlerinden sübvanse edilmesi sıklıkla mevzuata aykırılık olarak değerlendirilmektedir. İdarelerin tarife raporu hazırlamaması veya fahiş/mesnetsiz maliyet artışlarıyla tarife belirlemesi denetim raporlarında eleştiri konusu yapılmaktadır.
Danıştay kararları da tarife belirlenirken keyfilikten kaçınılması gerektiğinin altını çizmektedir. Yargı içtihatlarına göre, katı atık tarifelerinin objektif, ölçülebilir ve gerçeği yansıtan maliyet verilerine dayanması zorunludur. Maliyet havuzuna sokak süpürme gibi kamusal temizlik giderlerinin eklenmesi veya atık üretmeyen taşınmazlardan fiilen verilmeyen hizmet için ücret talep edilmesi idari yargı mercilerince iptal sebebi sayılmaktadır.
Belediyelerde evsel katı atık ücretinin belirlenmesi ve uygulanması; hukuki, teknik ve mali bileşenleri olan çok boyutlu bir idari süreçtir. Çevre temizlik vergisi ile ayrımının doğru yapılması, maliyet havuzunun yasal sınırlara uygun kurgulanması ve şeffaf bir tarife raporuna dayanılması, uygulamada yaşanabilecek hukuki uyuşmazlıkların ve Sayıştay denetim risklerinin önüne geçecektir. Yerel yönetimlerin tam maliyet prensibini benimseyerek hazırlayacağı dengeli ve adil tarifeler, hem belediye bütçelerinin mali sürdürülebilirliğini güçlendirecek hem de "kirleten öder" ilkesi doğrultusunda çevresel kaynakların korunmasına kalıcı bir katkı sağlayacaktır.