Belediye ile belediye şirketi arasındaki ilişki, iki farklı hukuk rejimine tabi tarafların ilişkisidir ve ilişkinin her sorunu bu ikilikten doğar. Belediye, 5393 sayılı Belediye Kanunu ile kurulan, 5018, 4734, 657 ve 2886 sayılı kanunlara ve kamu hukukunun bütün usul ve denetim kurallarına tabi bir kamu tüzel kişisidir.
Belediye şirketi ise 5393 sayılı Kanun'un 70. maddesine göre belediyenin kurduğu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na tabi bir sermaye şirketidir (anonim ya da limited); kuruluşu belediye meclisinin kararına (5393 md. 18) ve 4046 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı iznine bağlıdır.
Şirket, belediyenin bir birimi değildir: kendi genel kurulu, yönetim kurulu, bütçesi, muhasebesi, vergi mükellefiyeti ve İş Kanunu'na tabi personeli vardır; ancak sermayesinin tamamı ya da çoğunluğu kamuya ait olduğu için Sayıştay denetimine (6085 sayılı Kanun md. 4), 375 sayılı KHK'nın ek 20. maddesindeki personel kurallarına ve belediye meclisinin gözetimine tabidir.
Belediye şirketlerinin kuruluş amacı, belediyenin bazı hizmetlerini bürokrasiden ve ihale mevzuatının kısıtlarından daha esnek biçimde yürütmesidir (toplu taşıma, park ve bahçe, temizlik, sosyal tesis işletmeciliği, kentsel dönüşüm); ancak esneklik, kamu kaynağının denetimsiz kullanımına dönüştüğünde şirket, belediyenin hizmet aracı olmaktan çıkıp mali risk kaynağına dönüşür.
Şirketlerin kuruluşu, organları, vergi ve ihale durumu için belediye şirketleri rehberi, belediyenin görev alanı için belediyelerin görev, yetki ve sorumlulukları rehberi ayrıca hazırlanmıştır.
Belediye ile şirketi arasındaki mali ilişkinin ilk ve en temel türü ortaklık ilişkisidir. Belediye şirketine sermaye aktarımı: belediye, kuruluşta ve sonraki sermaye artırımlarında meclis kararıyla ve bütçesinde sermaye iştirak gideri olarak öngörülen ödenekle şirkete sermaye koyar; artırım şirket genel kurulunun kararı ve belediye meclisinin ödenek tahsisiyle yapılır ve belediyenin bilançosunda mali duran varlıklar hesabında izlenir.
Sınırlar: aktarım yalnızca sermaye niteliğinde yapılabilir, belediye bütçesinden şirkete karşılıksız bağış, yardım ya da zarar karşılama ödemesi yapılamaz (kamu zararı ve Sayıştay bulgusudur); zarar eden şirketin tekrarlanan sermaye artırımlarıyla ayakta tutulması meclis ve denetim organlarınca sorgulanır ve TTK'nın sermaye kaybı hükümleri (md. 376) yönetim kurulu sorumluluğu doğurur.
Belediye şirketine kaynak aktarımı yasağı, sermaye dışındaki her türlü karşılıksız kaynak geçişini kapsar: belediyenin şirket adına ödeme yapması, şirket personelinin maaşını ödemesi, şirketin vergi ve SGK borcunu karşılaması, bedelsiz mal ve hizmet vermesi, şirkete borç vermesi ve kredi borçlarına kefil olması (belediyeler 5393 ve 5018 çerçevesinde şirketlerine borç veremez ve kefil olamaz; kefalet Sayıştay ve İçişleri Bakanlığı denetimlerinde mevzuata aykırı bulunur). Şirketten belediyeye kaynak geçişinin meşru yolu kâr payıdır.
Ortaklık ilişkisinde belediyenin hakları: genel kurulda oy hakkı, yönetim-denetim kurulu üyelerinin belirlenmesi, mali tabloları alma, kâr payı alma ve tasfiye bakiyesi; yükümlülüğü ise sermaye borcunu ödemek ve şirketin kamu kaynağına dayalı sorumluluğunu gözetmektir.
Belediye şirketlerinden hizmet alımı, belediye ile şirketi arasındaki en yoğun ve en çok karıştırılan ilişki türüdür ve iki farklı rejime tabidir.
Personel çalıştırılmasına dayalı hizmetler: 696 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ya eklenen ek 20. madde uyarınca belediyeler, personel çalıştırılmasına dayalı hizmetlerini (temizlik, park-bahçe, güvenlik, şoförlük) 4734 sayılı Kanun'un istisna hükmü kapsamında ihale yapmaksızın doğrudan kendi şirketlerinden alır; sözleşmede personel sayısı, süre, ücret ve hakediş düzeni yer alır ve şirket sözleşme dışı iş yapamaz.
Diğer mal ve hizmet alımları ile yapım işleri: personel çalıştırılmasına dayalı olmayan alımlarda (araç kiralama, malzeme, inşaat, bakım-onarım) belediye şirketine 4734'ten bağışık bir doğrudan alım yolu yoktur; belediye bu alımları ihale mevzuatına göre yapmalıdır, şirket ihaleye istekli olarak katılabilir ancak ihalesiz alım, Kamu İhale Kurumu ve Sayıştay kararlarına göre mevzuata aykırıdır — Türk hukukunda AB ihale hukukundaki iç hizmet sağlayıcı istisnası bulunmadığından şirketin belediyeye ait olması doğrudan alımı meşrulaştırmaz.
Hizmet alımı ilişkisinin sağlıklı yürütülmesi için sözleşmenin yazılı ve süreli olması, hakedişlerin puantaj ve belgeye dayanması, şirketin maliyet ve kârının meclis ve denetim organlarınca görülebilir olması ve belediyenin ödemelerini süresinde yapması gerekir. Personel ilişkisinin ayrıntısı için belediye şirketleri taşeron işçileri rehberi ve belediye şirket işçileri rehberi tamamlayıcıdır.
Taşınmaz kullanımı: belediye şirketleri çoğunlukla belediyeye ait binalarda faaliyet gösterir; ancak belediye taşınmazının şirkete bedelsiz tahsisi mümkün değildir, çünkü 5393 md. 18'deki tahsis yetkisi kamu kurum ve kuruluşlarıyla sınırlıdır ve şirket kamu kurumu değildir.
Şirketin belediye taşınmazını kullanması 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre kiralama ya da irtifak hakkı ile ve bedel karşılığında olmalıdır; bedelsiz ya da düşük bedelli kullanım kamu zararı ve Sayıştay bulgusudur.
Belediye şirketi kâr dağıtımı: şirketin kârı TTK'ya göre genel kurul kararıyla dağıtılır; kanuni yedek akçeler ayrıldıktan sonra kalan dağıtılabilir kârdan belediyeye sermaye payı oranında kâr payı ödenir ve belediye bütçesine gelir kaydedilir. Kârın dağıtılmayıp şirkette bırakılması genel kurulun kararıdır ve gerekçelendirilmelidir; zarar eden şirkette kâr dağıtımı yoktur.
Borç ve alacak ilişkileri: hizmet alımı, kira, kâr payı ve sermaye taahhüdünden doğan karşılıklı alacak-borçlar cari hesapta izlenir ve iki tarafın muhasebesinde düzenli mutabakat yapılır; belediyenin şirket borçlarını üstlenmesi, şirket adına ödeme yapması ve kefalet vermesi yasaktır.
Finansal yönetim: şirket yıllık bütçe ve faaliyet planı yapar, tekdüzen hesap planına göre muhasebe tutar, bağımsız denetime (ölçütleri aşan şirketlerde) tabidir ve borçlanmasını belediyenin kefaleti olmaksızın yapar; şirket borçlanmasının meclisin bilgisine sunulması ve belediyenin risk raporuna girmesi gerekir çünkü şirketin ödeme güçlüğü belediyeye sermaye artırımı baskısı olarak döner.
Belediye şirketlerinin belediye meclisince denetimi, ortaklık ilişkisinin siyasi ve mali gözetim boyutudur: belediye meclisi şirket kurulmasına karar verir, sermaye artırımı için ödenek tahsis eder, denetim komisyonu belediyenin şirketle mali ilişkilerini inceler; meclisin şirketin iç işleyişine doğrudan müdahale yetkisi yoktur ancak belediye başkanı aracılığıyla genel kurulda irade oluşturur.
Genel kurul ve yönetim kurulu: belediye genel kurulda sermaye payı oranında temsil edilir, yönetim ve denetim kurulu üyelerini seçer, mali tabloları onaylar ve kâr dağıtımına karar verir; yönetim kurulu üyeliğine belediye başkanı, meclis üyeleri ve belediye personelinin seçilmesi ve huzur hakkı ödenmesi, kamu görevlilerinin şirket yönetim kurullarındaki ücret sınırlarına tabidir.
Sayıştay denetimi: 6085 sayılı Kanun'un 4. maddesine göre sermayesindeki kamu payı yüzde ellinin üzerinde olan şirketler Sayıştay denetimine tabidir; belediye şirketleri hem belediyenin düzenlilik denetimi içinde hem de KİT denetimi esaslarıyla ayrı denetlenir. İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri belediyenin şirketlerle ilişkisini idari denetim kapsamında inceler.
Denetimlerde en sık bulgular: sermaye dışı kaynak aktarımı, bedelsiz taşınmaz kullanımı, ihalesiz alım, kefalet, kâr payının ödenmemesi, cari hesap mutabakatsızlığı, yönetim kurulu ücretlerinin sınırı aşması ve mali tabloların meclise sunulmamasıdır.
Şirket, belediyenin hizmet aracı olduğu için performansı belediyenin stratejik planına göre değerlendirilmelidir; ancak çoğu belediyede şirket performansı yalnızca kâr ya da zarar rakamıyla ölçülür ve bu ölçüt eksiktir.
Performans değerlendirme çerçevesi: hizmet performansı (belediye performans programındaki hedeflere katkısı), mali performans (gelir-gider dengesi, hizmet birim maliyeti, borçluluk), kurumsal performans (personel verimliliği, denetim bulgu sayısı) ve uyum performansı (mevzuata uygunluk, vergi ve SGK yükümlülüklerinin zamanında yerine getirilmesi).
Değerlendirme mekanizması: yıllık hedef protokolü, üç aylık performans raporu, genel kurulda faaliyet raporunun hedeflere göre değerlendirilmesi ve şirket performansının belediye faaliyet raporunda yayımlanması.
İletişim ve koordinasyon: belediye ile şirket arasında hizmetin planlanması, hakediş takvimi, yatırım kararları için düzenli koordinasyon mekanizması kurulmalıdır; belediyede şirketlerden sorumlu bir koordinasyon birimi, aylık koordinasyon toplantısı ve yazılı protokol iyi uygulama örnekleridir.
Belediye şirketlerinin kentsel dönüşüm projelerindeki rolü koordinasyonun en hassas alanıdır: şirketin belediye adına yatırım yapması ya da kentsel dönüşüm projesinde yüklenici olması, belediyenin görev alanı, ihale mevzuatı, 6306 sayılı Kanun ve TTK'nın birlikte uygulanmasını gerektirir ve her projenin hukuki yapısı baştan belirlenmelidir.
Etik ve şeffaflık: belediye şirketi kamu kaynağıyla çalıştığı için ticari şirket olmasına rağmen kamu etiği ilkelerine tabidir; yönetim kurulu üyeliklerinin liyakate göre belirlenmesi, çıkar çatışması kurallarının uygulanması, işe alımların İŞKUR üzerinden şeffaf yapılması, alımların rekabetçi ve belgeli olması ve mali tabloların meclise ve kamuoyuna açıklanması gerekir.
Güncel sorunlar ve çözüm önerileri: zarar eden şirketler ve sermaye artırımıyla zarar kapatma (çözüm: maliyet esaslı fiyatlandırma, gerekiyorsa tasfiye ya da birleştirme); şirket üzerinden borçlanma ve gizli borç yükü (çözüm: meclise bildirim, kefalet yasağına uyum); personel şişmesi (çözüm: norm kadro benzeri plan, İŞKUR usulü); görev alanı dışı faaliyet (çözüm: ana sözleşmenin sınırlanması); ihalesiz alımın kötüye kullanılması (çözüm: personel çalıştırılmasına dayalı hizmet tanımına sıkı bağlılık); bedelsiz taşınmaz kullanımı (çözüm: kira ve rayiç bedel).
Diğer sorunlar: denetim boşluğu ve şeffaflık eksikliği (çözüm: bağımsız denetim, bulguların eylem planına bağlanması), koordinasyon eksikliği (çözüm: yazılı protokol ve performans hedefleri), seçim dönemlerinde süreklilik sorunu (çözüm: kurumsal yönetim ilkeleri) ve şirket işçilerinin hak ve statü belirsizliği (çözüm: TİS düzeni ve mevzuata uygun özlük yönetimi).
Belediyeler ile belediye şirketleri arasındaki ilişkiler eğitimi aşağıdaki gruplar için uygundur:
Program yasal çerçeve ve iki hukuk rejimi, ilişki türleri (sermaye ve kaynak aktarımı, hizmet alımı, taşınmaz, kâr, borç ve alacak), finansal yönetim ve denetim, performans değerlendirmesi, iletişim ve koordinasyon, etik ve şeffaflık ile güncel sorunlar ve çözüm önerileri bölümlerinden oluşur.
Uygulamalı bölümde katılımcılar örnek bir belediye-şirket ilişki haritası çıkarır, her ilişki türü için uygulanacak mevzuatı ve belgeyi belirler, hizmet alım sözleşmesi ve koordinasyon protokolü taslağı hazırlar ve Sayıştay bulguları üzerinden risk analizi yapar. Belediye şirketleri eğitimi ve mahalli idare şirketleri eğitimi dizisinde şirketlerin kuruluşu, yönetimi, denetimi, ihale süreçleri ve personel programları ayrı ayrı verilir; bu program dizinin belediye-şirket ilişkisine odaklanan bütünleştirici modülüdür ve genel belediye eğitimi ile belediye mevzuatı eğitimi planlarında üst yönetim ve meclis üyelerine yönelik programlarla birlikte planlanır. Kurumsal uygulamada belediyenin şirketleriyle sözleşmeleri, cari hesap ve kira ilişkileri, şirket mali tabloları ve varsa Sayıştay ve İçişleri denetim bulguları üzerinden çalışılır ve katılımcılara e-Devlet üzerinden doğrulanabilen katılım belgesi verilir.