İşçilerin Yıllık İzinlerini Kullandırmayıp Biriktirmek Şirket İçin Neden Risklidir?
2 yıl önce 2.558 görüntülenme Personel Mevzuatı Cevaplandı
Soru
Belediye şirketimizde iş yoğunluğu nedeniyle birçok işçimizin yıllık izni birikiyor; bazı işçilerimizin 150-200 günü aşan kullanılmamış izin hakkı var. İşçiler mesai yoğunluğu nedeniyle izin kullanmak istemiyor, biz de bunu bir sorun olarak görmüyorduk. Bu şekilde izinlerin birikmesine izin vermemiz şirket için bir risk taşır mı?
Evet, taşır; yıllık izinlerin kullandırılmaması hem idari para cezası riski hem de gelecekte şirketinizi büyük bir mali yük altına sokacak birikmiş bir ödeme yükümlülüğü doğurur, işçinin izin kullanmak istememesi bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Sayıştay tam bu riski somut biçimde tespit etmiştir: "Şirkette çalışan işçilerin sosyal hakları olan yıllık ücretli izinlerinin zamanında düzenli olarak kullandırılmadığı ve bu nedenle birikmiş yıllık izin sürelerinin bulunduğu görülmüştür." Somut ölçek de belgelenmiştir: "Şirkette görev alan 15 kişinin 200 günden fazla, 30 kişinin 150 ile 200 gün arasında…" biriktirdiği tespit edilmiştir.
Yıllık iznin hukuki temeli Anayasa'ya kadar uzanır: "Anayasa'nın 'Çalışma şartları ve dinlenme hakkı' başlıklı 50'nci maddesinde; dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu ve bu haklar ile şartlarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır." 4857 sayılı İş Kanunu bu hakkı somutlaştırır: 53'üncü madde işçilere yıllık izin verileceğini ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceğini belirtir; 56'ncı madde yıllık iznin işveren tarafından sürekli bir şekilde ve zamanında verilmesinin zorunlu olduğunu düzenler; 60'ıncı madde ise izinlerin nasıl planlanacağına, hangi dönemlerde kullanılacağına ve işverenin bu konuda tutması gereken kayıtlara ilişkin usulleri bir yönetmeliğe bağlar (Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği).
İki ayrı risk somut olarak tanımlanır. Birincisi mali risktir: "işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmekte ve yıllık izin karşılığı yapılacak olan bu ücret ödemesi de işçinin son ücreti üzerinden yapılacağından yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olmaktadır." (59'uncu madde) Yani biriken izin günleri, işçinin o anki güncel ücretiyle hesaplanan bir nakit ödemeye dönüşür, işçi yıllar içinde terfi ettikçe veya ücretler enflasyona göre arttıkça, birikmiş her gün, hak edildiği andaki değil, ayrılış anındaki (genellikle çok daha yüksek) ücretle ödenir.
İkincisi idari yaptırım riskidir: "Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda şirketler, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 103'üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir." 103'üncü madde, yıllık izni bölen, hak edilmiş izni kullandırmadan iş sözleşmesini sonlandıran veya yönetmeliğe aykırı şekilde eksik izin kullandıran işveren için her işçi başına (2024 yılında 2.666,00 TL) idari para cezası öngörür, yani biriken izinli işçi sayısı arttıkça, potansiyel ceza da katlanarak büyür.
Analiz:
1) "İşçi izin kullanmak istemiyor" gerekçesi hukuken geçerli bir savunma değildir, kanun açıkça "yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceğini" belirtir; bu, işçinin kendi isteğiyle de feragat edemeyeceği, işverenin kullandırmakla yükümlü olduğu bir haktır. İşveren, "işçi istemedi" diyerek sorumluluktan kurtulamaz.
2) Mali risk zamanla katlanarak büyür, izin, hak edildiği yılın ücretiyle değil, kullanılacağı (veya ödeneceği) tarihteki ücretle hesaplanır; bu nedenle izin biriktirmek, şirket için sessizce büyüyen, bilançoda görünmeyen bir gizli yükümlülük yaratır. Toplu bir emeklilik dalgası veya organizasyonel değişiklik durumunda, bu birikmiş yük aniden ve yüksek bir nakit çıkışına dönüşebilir.
3) İdari para cezası riski, sadece işçi ayrıldığında değil, izin kullandırılmadığı sürece her an mevcuttur, denetimde tespit edilen 15 kişinin 200 günü aşan izni gibi durumlar, potansiyel olarak yüksek toplam ceza riski taşır.
4) İzin biriktirmenin "iş yoğunluğu" ile açıklanması, aslında bir personel planlama sorununu işaret eder, sürekli iş yoğunluğu nedeniyle izin kullandırılamıyorsa, bu ya yetersiz personel sayısını ya da izin dönemlerinin kötü planlandığını gösterir; çözüm izni ertelemek değil, izin planlamasını ve gerekirse personel kapasitesini gözden geçirmektir.
Yapılacaklar:
1. Şirketinizdeki tüm işçilerin biriken izin günlerini listeleyin; özellikle 150 günü aşan işçileri önceliklendirin.
2. Yıllık izin planlaması için departman bazında bir izin takvimi oluşturun; iş yoğunluğunun düşük olduğu dönemlerde izin kullanımını teşvik edin/zorunlu kılın.
3. Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği'nin öngördüğü izin defteri/kayıt sistemini eksiksiz tutarak, her işçinin hak ettiği ve kullandığı izin günlerini şeffaf şekilde izleyin.
4. Aşırı birikmiş izinleri olan işçiler için kısa vadeli bir "izin eritme" planı hazırlayıp, mümkün olan en kısa sürede makul seviyeye indirin.
5. İnsan kaynakları biriminize, belirli bir eşiği (örneğin 60-90 gün) aşan birikmiş izinleri erken uyaran bir izleme mekanizması kurdurun.
Uygulama önerisi: Bu bulgu, "işçi istemiyor, iş yoğun" gerekçesiyle ertelenen bir Anayasal hakkın, zamanla hem büyük bir mali yüke hem de idari para cezası riskine dönüştüğünü gösterir. Sizin için çözüm, en yüksek birikimli işçilerden başlayarak sistematik bir izin kullandırma planı uygulamaktır. Sayıştay'ın ve 4857 sayılı Kanun'un ölçüsü nettir: yıllık ücretli izin işçinin vazgeçemeyeceği bir haktır ve işveren bunu düzenli olarak kullandırmakla yükümlüdür; kullandırılmayan izinler hem ayrılış anında yüksek bir ücrete dönüşür hem de işvereni idari para cezası riskiyle karşı karşıya bırakır.
Bu sorunun cevabı üyelerimize özeldir
Uzmanlarımızın verdiği cevabın tamamını görüntülemek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üyelik ücretsizdir.